Sene 2020
Çoban yıldızından birkaç gün sonra.
Varoluşları istemsizce tüm ruhumla engellediğim bir gün daha.
Neden sorularına bir yenisini eklediğim bir gün daha.
Büyüdükçe yavaşlıyorum yazarken.
Zamanım daralıyor yetişemiyorum.
Sana, kedilere, kitaplara..
Sanırım alışıyorum, gülüşlere, kahvelere, derslere, birbiri ardına geçen günlere.
Noktalara, virgüllere hatta noktalı virgüllere.
En çok korktuğum noktaları birer birer yaşıyorum.
Arkasını göremediğim karanlık odaların kapılarını açıyorum.
Kabusları aralıyorum.
Değişik beklemediğim yeni yeni odalar çıkıyor karşıma.
Şaşırıyorum.
Hangisi benim gerçekliğim bilmiyorum?
Aklımda kalan anlık gülüşler, sözler.
Hiçbiri elle tutulur değil.
Realite ve sanal ortam birbirinden çok farklı, bunu anlıyorum.
Bir sonraki şarkıya geçiyorum.
Hiç tanımadığım milyonlarca insan.
Seçimlerimle sürükleniyorum.
Hiçbir temas kuramıyorum.
Kendimle ya da bir başkasıyla.
Alışmaya çalışıyorum.
Bir yenisini daha eklediğimiz maskelere..
Geceler kısalıyor, bazen fazla bile geliyor.
Sabahı bekliyorum.
Aradığımı bulamıyorum.
Dediğim gibi belkide kendi kendimi oyun dışı bırakıyorum.
Düşünüyorum.
Çokça düşünüyorum.
Bazen saatler geçiyor fark edemiyorum.
Yaşam düşünmek için kısa geliyor.
Bu tiyatronun içinden çıkamıyorum.
Kendi senaryomu kendim yazmak istemiyorum.
Belki de zaten yazamıyorum.
Ah beklemeyi bilmiyorum.
Bazen kalbim çarpıyor durduramıyorum.
Yanlış duvarlara çarpıp çarpıp duruyorum.
Bazı duvarlar arkasını göstermiyor, tüm saflığımla inanıyorum.
Kafamda eksik parçaları ben tamamlıyorum.
Bilemedim bir gün o arkasını göremediğim duvarları terk edeceğimi.
Hüzün de vermiyor mutluluk da.
Bazen üzülüyorum, sonra devam eden hayatlara bakıp kendi kendime kızıyorum.
Zincirlerimden kurtulmuş gibi hissediyorum.
Ruhumu sağda solda her yerde arıyorum.
Nerde bıraktım bilmiyorum?
Üzerimden sıyırıp atmak istiyorum.
Derinlerden gelen bir kahkaha arıyorum.
Düşünmeden konuşmak istiyorum.
Yarını değil, sonrayı değil anı yaşamak istiyorum.
Hesapsız, kitapsız.
Kalbine değmek istiyorum.
Aynı şişeden su içmek istiyorum.
Farklı yerlere bakıp aynı şeyi düşünmek istiyorum.
Önce bulmam gerekeni kendim mi bulmalıyım bilmiyorum.
Ne şekilde aramalıyım?
Kimim?
Bir gün bu soruyu sormayı bırakmaktan korkuyorum.
Müzik eksik ruhun gıdası mıdır?
Öyleyse ruhum tamamlanmasın hiç..
Senin idealin olamadım, belki de hiç olmadım.
Yıllarca bu eziyeti neden yaptım kendime?
Önümde bir mikrofon olsa ve bu satırları assam teker teker.
Eski bir fotoğraf makinesi gibi film değişse ve
Herkes payına düşeni alsa.
Umarım yarım kalmamıştır.
Yoksa eksik ruhumu bu yarımlarla tamamlayamam.
Sahi olması gereken olduğumda tamamlanacak mıydım ?
Neyi sevecektin?
Beyninin içindeki o kurma oyuncağı mı ?
İkinci bölüm
Saat ilerliyor.
Bazen beklemek acı veriyor.
Hayatın farklı noktalarında temas etmem gereken insanlar olduğunu biliyorum.
Bunu bilmek beni motive ediyor.
Dokunmam gereken yaşamlar var.
Bana hiçbir şeyin veremeyeceği mutluluğu veren gülüşler var.
Niye vardık dünyada?
Doğup büyüyüp ölmek için mi?
Şarkıyı yeniden döngü moduna alıyorum.
Kendimi aldığım gibi.
Her gün en başa dönüyorum.
Ama bir önceki günden kalanlarla çoğalıyorum.
Yaşamadan bilmez insan derler.
Doğruymuş.
Adım adım yaklaşıyorum.
Belki de son adımımı atıyorumdur bunu bilemem.
Ama dediğim gibi adımlarını dikkatli at ama saymadan at.
Hesapsız.
Elbet bir yerde senkronize olur.
Seni bir gün bulacağım demiyorum çünkü buluyorum.
Kimsin şimdilik tanımıyorum.
Lütfen kendini biriktir de gel.
Olduğun gibi.
Şimdilik gözlerimi kapıyorum.
Tanı beni olur mu?
Yorumlar
Yorum Gönder